Doğan Bekin; İsrail’in en büyük korkusu Ankara-Tahran yakınlaşması

TAHRAN – Türkiye Yeni Refah Partisi genel başkan yardımcısı Doğan Bekin, İsrail’in en büyük korkusunun iki bölgesel güç olarak Türkiye ve İran gibi ülkeler arasında bir yakınlaşma olduğu görüşünde.

Bazı Batılı ülkelerin bölgesel güçlerin altını oymak istediğini ve onları “marjinal kaygılarla” meşgul ettiğini belirten Bekin, Tahran Times’a “ABD ve İsrail’in en büyük endişesinin Türkiye ve İran gibi ülkelerin bölgesel güçler olarak birliği olduğunu” söylüyor. 

Röportajın metni aşağıdadır:

S: Geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye, Libya ile Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs’ın karşı çıktığı Akdeniz’deki deniz sınırlarıyla ilgili bir anlaşma imzaladı. Şimdi Ankara, Mısır ile Yunanistan arasındaki anlaşmayı eleştiriyor. Türkiye ile bu ülkeler arasındaki temel sorun nedir?

Y: Münhasır Ekonomik Bölge, 1913’te imzalanan Londra Anlaşması’nın 4. ve 5. Maddeleri, Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi ve 1982’de imzalanan BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 76 ve 121. maddelerine göre belirlenir. 

Bu nedenle Doğu Akdeniz’de sahili olan tüm ülkelerin bu uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan meşru hakları vardır.
 Burada Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Avrupa Birliği, Fransa ve ABD’yi arkasına alarak Münhasır Ekonomik Bölge’yi belirlemiştir ve böyle bir ekonomik bölgenin uluslararası geçerliliği yoktur. Burada söz konusu olan, Yunanistan’ın Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmasının uluslararası hukuka uygun olmaması, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun planına uygun olmasıdır.

Juan Luis Suarez de Vivero’nun çizdiği Sevilla Haritası’nın gerçeklikle ilgisi yok. Türkiye, Akdeniz’deki en uzun sınır olan 1.700 km uzunluğa sahiptir. Ancak Yunanistan, Türkiye’yi 41.000 kilometrekarelik dar bir alana sıkıştıran yukarıda bahsedilen Sevilla Haritası’nı kabul etmeye itiyor. Burada tüm tarafların bir araya gelerek Doğu Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgelerini uluslararası hukukun belirlenen maddelerine göre belirlemeleri gerekmektedir. Bu şekilde tüm sorunlar ortadan kalkacaktır. 

S: Türkiye, Akdeniz’de BAE, Mısır, Suudi Arabistan ve İsrail arasındaki koalisyona karşı ne gibi seçeneklere sahip?
C: Türkiye, Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan doğan haklarını korumaktadır. Ancak BAE-Mısır-Suudi-İsrail koalisyonu, Doğu Akdeniz’de dar bir alan sıkıştırma projesinde Türkiye’yi tamamen kuşatmaya zorlamaya çalışıyor. 
Benzer şekilde, (Basra) Körfezi’nde ABD (Fars) Körfez ülkelerini ve İsrail’i yakınlaştırarak İran’ı kuşatmaya çalışıyor. Son olarak Bahreyn’in de benzer şekilde bu yakınlaşmaya gelmesi bu sinsi planın bir sonucudur.

S: Türkiye ilk önce “komşularla sıfır sorun” sloganını gündeme getirdi, bugün ise bazı gözlemciler “sorunlardan başka bir şey değil” den bahsediyor. Yorumunuz nedir?

Y: Hükümetin komşularla sıfır sorun politikası, aslında, ABD’nin BAE, Mısır ve Bahreyn gibi ülkelerle İsrail’in güvenliği için yaptığı işbirliğinin ilk adımıydı. Gerçekleşemeyince Suriye’de iç isyanlar başlamış ve ona dış müdahaleler eşlik etmiştir.

54. hükümetin daha önce başbakanı olan Dr. Nejmeddin Erbakan, Suriye meselesine değindi ve “Bu çıkarım Suriye’de bir iç karışıklığa yol açarsa sonuç İran ve Türkiye’yi etkileyecektir” dedi.
 Refah Partisi’nin bu konudaki görüşü nettir: D-8 Teşkilatı acilen seferber edilmeli ve bölgemizin sorunlarının çözümü için dış güçlerin müdahalesine hayır.

 Türkiye ve İran gibi güçlü ülkelerin işbirliği daha büyük bir rol oynayabilir. Suriye, Irak ve Yemen gibi ülkelerdeki kangren problemleri ancak bu şekilde çözülebilir. 

S: İran, Türkiye ve bölgedeki diğer bazı ülkelerin bölgesel bir ittifak kurabileceğine inanıyor musunuz?

C: Elbette Türkiye, İran ve diğer ülkeler bölgesel işbirliği kurabilir. 54. Hükümet Başbakanı Dr. Nejmeddin Erbakan ilk yurt dışı seyahatini İran’a yaparak bölgesel işbirliğinin yolunu açtı. Farklı yönetimlere rağmen, D-8 ülkeleri kolaylıkla bir araya geldi ve kendi aralarında iş birliğini geliştirdi.

Aslında ABD ve İsrail’in en büyük korkusu, Türkiye ve İran gibi ülkelerin bölgesel güçler olarak birleşmesi. Bu ülkelerin marjinal endişelerle meşgul olmalarını istiyorlar. BAE-Bahreyn-İsrail ve ABD’nin yakınlaşmasının bu çerçevede görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. 
S: Türkiye’nin, özellikle Suriye, Irak ve Afganistan’da olmak üzere bölgedeki yabancı güçlerin varlığına karşı tutumu nedir? 

C: Refah Partisi olarak bizler Suriye, Irak ve Afganistan’dan çekilecek dış güçlerle birlikte. Özellikle ABD Irak ve Afganistan’a özgürlük, barış ve demokrasi getireceğini ifade ederken, bu ülkelere sadece gözyaşı ve kan getirdi.

 ABD’nin ebedi dostu ve ebedi düşmanı yoktur. Sadece çıkarları önce gelir. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 12 yıldır Guantanamo’da tutulan Mohammad Nabi Omari ile Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geldi. Bu ABD’nin gerçek yüzünü bize göstermesi açısından önemlidir. ABD’nin dün terörist olarak tanımladığı kişilerle bugün dostane işbirliği kurabileceğini varsayalım. O halde Müslümanların çok iyi dikkate alması gereken bir konu bu olmalıdır.

S: BAE ile İsrail arasındaki normalleşme anlaşması hakkında ne düşünüyorsunuz?

C: Ne yazık ki BAE ve Bahreyn gibi ülkelerin yöneticileri, İsrail’le halklarının yararına değil, kendilerinin ve koltuklarının çıkarları için bir normalleşme anlaşması imzaladılar.
 İsrail bu ülkeleri adım adım kullanarak Basra Körfezi’nde İran’ı kuşatmaya çalışıyor. Bu anlaşmaların uzun sürmeyeceği bir gerçek. Bu anlaşmalar, pamuk ipliği gibi zayıf ve kırılgandır. Bölge için mutlak çözüm odaklı politikaların hayata geçirilmesi için Türkiye ve İran’ın bir araya gelmemesini istiyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir